Isındı gibi kabuğum,eski rahatıma kavuşmak üzereyim,gerçi gitgide daha da sığmaz oluyorum buraya ya ,neyse…Sanırım yeni bir tane almam gerekecek ,ama önce temsili de olsa kırmam lazım bunu!her seferinde bunu yapıp daha büyük bir kabuğa geçmek gibi bir gelenek oluşturmalıyım aslında kendi içimde,böylece bana da eğlence çıkmış olur.Zaten hareket ettikçe gıcırdıyor bir de bu seslere gıcırtı ekleniyor,delirmemek işten değil!ben buraya kendimi korumaya girmişken en büyük hasarı burada,kendi mekanımda kendime vermem de ne yaman bir çelişkiymiş…
Dün gece içerde nefes alıp verirken buranın buğulandığını fark ettim,daha sonra da tüm geçici hislerimi titrek ellerimle bu buğulara yazmaya karar verdim.Belki buğular silinirken onlar da içimden gider sandım,ama parmak izlerim kaldı…Sanırım insanda hiçbir his geçici olmuyor,akıl raflarımızın indekslerinde yer buluyor kendine alfabetik olarak.Olsun ben buna da razıyım en azından ortada durup kurcalamıyor aklımı..Gerçi ufak bir sarsıntıda rafından düşünce daha çok acıtıyor canımı ama alıştım buna da…
Şimdi azcık raflarda toz alayım biraz düzenleyeyim,eskiden acıtanlar hala aynı kuvvette canımı yakacak mı kontrol edeyim,sonra da biraz buğuya yazı yazmaca oynarım…
Hoşça kal.
İmza:Mızıkçılık yapmadığından oyunlarda sona kalan ben
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder